Dr. Sertaç Doğanay yazdı: Dijital dünyada çocukları bekleyen tehlike ‘Sharenting’

  • HABER
  • 2 dk

Son dönemlerde, sosyal medya ve dijital mahremiyet tartışılırken bir kavramın sıklıkla kullanıldığını görüyoruz: ‘Sharenting’. Peki nedir bu Sharenting?


Parent+share= Sharenting

İngilizcedeki ‘parent’ (ebeveyn) ve ‘share’ (paylaşmak) kelimelerinin kaynaştırılarak, türetilmesiyle ortaya çıkan melez bir kelime olan ‘sharenting’, ebeveynlerin sosyal medya ve diğer internet araçları aracılığıyla çocukları hakkında aktif şekilde bilgi ve fotoğraf paylaşmasını tanımlamak için kullanılıyor.

‘Sharenting’, anlamına ilk baktığımızda çok da sevimsiz bir kavram gibi durmuyor aslında. Kabul edelim, internette tatlı bebek ve çocuk fotoğrafları görmek hepimizin hoşuna gidiyor. Fakat iyi maksatla paylaşılan bu fotoğraflar, aslında çocukların dijital mahremiyetini ihlal ediyor ve gelecekte onları kimlik hırsızlığı gibi tehditlerle karşı karşıya bırakıyor olabilir.

Bu konuyla ilgili olarak, Digital Diaries AVG isimli bir şirket, anne – babaların çocukların veri mahremiyetlerine yönelik hassasiyetlerini ölçmek için 10 farklı ülkeden ebeveynlerle görüştü. Araştırma sonucu bu ebeveynlerden yüzde 80'inin büyükanne, büyükbaba, aile ve arkadaşlarıyla paylaşmak üzere sosyal medyaya çocuklarına ait fotoğraf ve bilgi yüklediği ortaya çıktı. Ebeveynlerin yüzde 8'inin, çocukları için bir e-posta hesabı oluşturduğu ve yüzde 6'sının sosyal medyada çocukları adına kullanıcı hesabı açtığı da yine aynı çalışmada paylaşılan veriler arasında.


Çocuğunuzun geleceğini tehlikeye atmayın

Uzmanlar, sosyal medyada ebeveynler tarafından paylaşılan çocuk fotoğraflarının, ilerleyen yıllarda kişinin doğum tarihi, anne kızlık soyadı, yaşadığı yerler ve okuduğu okulların çok kısa süren bir araştırma sonucu bulunacağına ve sonrasında kredi kartı hırsızlığı ya da kimlik kopyalama gibi suç eylemlerinde kullanılmasından endişe ediyor.

Finans şirketi Barclays tarafından yapılan bir başka araştırmaya göre önümüzdeki dokuz yıl içerisinde kimlik dolandırıcılığı vakalarının üçte ikisi doğrudan sharenting kaynaklı olacak. Şirket, 2030 yılında kimlik dolandırıcılarının dünya ekonomisine vereceği hasarı toplam 667 milyon Sterlin olarak tahmin ediyor.


Akran zorbalığına davetiye

Tüm bunların yanında bir de işin insani ve hukuki tarafını konuşmak lazım elbette.
Ebeveynler, sosyal medya hesaplarında çocuklarının masumane, tatlı ve komik buldukları fotoğraflarını paylaşıyor. Uzmanlar ise çocukların, özellikle ergenlik dönemine adım attıklarında ebeveynlerinin hesaplarındaki bu fotoğraflar üzerinden aşağılamaya ve akran zorbalığına maruz kalabileceklerini belirtiyor. Halihazırda 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda çocukların kişisel verilerinin korunması ve özel hayatlarına müdahaleye yönelik yasal bir düzenleme bulunmuyor fakat Türk yasalarına göre bir kişinin izinsiz olarak fotoğrafını çekmenin ve paylaşmanın Türk Ceza Kanunu Madde 136 kapsamında suç teşkil ettiğini bilelim. Belki ilerleyen yıllarda kamuoyunda bu konuda pek çok tartışmalı dava göreceğiz. Şu an için bu konuda spesifik herhangi bir yasal düzenleme olmasa da, çocuklarımızın haklarını düşünerek internete yüklenen her şeyin kalıcı olduğunun farkına varmamız ve bu bilinçle paylaşım yapmamız çok daha güvenli olacaktır.


Anne babalar kendilerini yetersiz hissetmemeli

Öte yandan, bu yazıyı okuyan ve bu zamana kadar çocuklarının fotoğrafını paylaşan hiçbir ebeveynin kendini yetersiz, eksik hissetmesini istemem.

Geçtiğimiz 10 yılda, sosyal medya platformlarının gün be gün sosyal hayatımız üzerinde yarattığı değişime tanık olduk. Herhalde tarihte hiçbir nesil, bizim kadar farklı türde iletişim araçlarına maruz kalmamış ve bu araçlara adapte olmak için bu denli çetin bir sınav vermemiştir. Aslında sadece adapte olmak değil, aynı zamanda bu yeni mecraların yarattığı tehdit ve avantajları değerlendirip düzgün bir kullanım pratiği yaratmak da gerekiyor. Hal böyle olunca, hem bu yeni nesil dijital iletişim ortamının kültürünü şekillendirmek, hem de mevcut ve gelecek nesli korumak için dijital mahremiyet sınırlarını çizmek, biz erken dönem kullanıcılara düşüyor.